Sokak Fotoğrafçılığı Sevdam Nasıl Başladı?

Uzun zamandır blog yazmaya niyetim vardı … Niyetlenmek ve hazır olmak arasındaki gri bölgede biraz uzun kalmışım… İlk yazımda, içimdeki sokak fotoğrafçılığı tutkusunun nasıl yeşillendiği ve geliştiğini paylaşmak istiyorum sizlerle.

Kurumsal hayattaki kariyerim devam ederken, bir yandan fotoğraf kurslarına gidiyordum, ama nasıl bir tarz benimsemem gerektiğine karar veremiyordum. Nereden çıktı sokak fotoğrafçılığı sevdası derseniz, geçen sene yaptığım Hindistan gezisi hayatımdaki dönüm noktalarından biri oldu sanırım. Yaklaşık 100 milyon insanın sokakta yaşadığı bir ülkeden bahsediyoruz, tüm Türkiye nüfusundan fazla. Hindistan’da herşey sokakta yaşanıyor. İnsanlar sokakta yiyip içip, banyo yapıyorlar, hatta bazı tuvaletlerin kapısı bile yok. İşte ispatı, iki adam bisikletlerini park etmiş, alenen ihtiyaç gideriyorlar. Bu gayet sık rastlanan bir manzara üstelik:

Sokaklardaki bu canlı hayatı görünce, bir yandan hayretler içine düşerek, bir yandan fotoğrafik zenginliğe inanamayarak sürekli fotoğraf çektim. Sokakların renkli görüntüsü dışında, tozu-dumanı, kokusu, pisliği, gürültüsü, yani tüm bu öğelerin toplamı beni büyüledi. “Ay orası çok pis, her yer kokuyor” gibi yorumlar alıyordum gitmeden, bir de baktım, beni gerçekten etkileyen bütün bunlar oldu aslında. Gezi bittikten sonra şirketteki masama döndüğümde, gerçek hayata adapte olmakta zorlandım. Bu yaşadığım 10 gün bir ilüzyonmuş gibi geldi. Hindistan’a gitmenizi hararetle tavsiye ederim. Çektiğim bazı fotoğrafları portfolyo bölümünde görebilirsiniz.

Hindistan gezisinden sonra bende sokaktaki yaşamla ilgili bir merak başladı. Sokakta yürürken herkesi daha iyi gözlemler oldum. Yanımda kamera olmasa bile fotoğraf kareleri yakalamaya odaklandım. Yine de bu iş için gözlem yapmak yetmiyor. Fotoğrafçılığın inceliklerini daha iyi öğrenmeliydim. Muammer Yanmaz’dan aldığım derslerin büyük faydası oldu. Olsun, yine yetmedi. Sokak fotoğrafçılığını öğrenmeliydim. Kurumsal hayatı bıraktıktan sonra New York’un yolunu tuttum. Bir sonraki yazımda bu deneyimden bahsedeceğim…

Velhasıl, Goethe’nin şu sözünü çok severim: “Bilmek yetmez, uygulamalıyız. İstemek yetmez, yapmalıyız”

Hepinize sevgiler,

Rana

Posted in Uncategorized